myspace layouts




GÜZEL BİRŞEYLER İÇİN
!!!SİTEME HOŞGELDİNİZ İÇERİĞİNDEN DOLAYI GEÇ AÇILABİLİR LÜTFEN BİRAZ BEKLEYİN!!!"

Tanım

BENİM DÜNYAMDAN HERKESE SELAM...BURADA ELİŞİ GÜZEL YAZILAR BEBEK BAKIMI VE DAHA BİRÇOK PAYLAŞIM BULACAKSINIZ..


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler

<

Arkadaşlarım

image hosting file

ozlem405
image hosting file

fatima
image hosting file

acar6
image hosting file

konjenital
image hosting file

bubenur
image hosting file

sevgisepeti
image hosting file

hobilerimveben
image hosting file

karcicegi
image hosting file

elifclub
image hosting file

aylin2
image hosting file

aleynammca
image hosting file

cicim
image hosting file

sudece
image hosting file

gulcano
Friendster

YAŞAMDAN KEYİF ALIN...

MySpace

Franklin, bir çocuğa bir elma vermiş. Çocuk çok sevinmiş.Bir elma daha vermiş.Çocuk daha çok sevinmiş.Bir elma daha verince;çocuk sevinçten deliye dönmüş ve bir elma daha verince, çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş; sonuncusunu düşürmüş yere...Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk.

Hayat böyledir işte...Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra,onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.

"Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan"


Tarih: 09:26, 6/3/2006 Kategori: hikaye
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

okuyun lütfen

MySpace

öyle çok sevdiğim var ki...


öyle çok “sevdiğim” var ki...
çocukların gözlerini sevdim... içimde huzuru, mutluluğu yaşattığı için...
dinmeyecek sanılan fırtınaları sevdim... yaşamın her döneminde, savaşmam gerektiğini öğrettiği için...
başarısızlıkları sevdim... başarıya giden yolu gösterdikleri için...
geceleri sevdim... tüm günümü nasıl geçirdiğimi değerlendirme olanağı verdiği için...
insanların sorunlarını dinlemeyi sevdim... yaşamın gerçeklerini görüp, daha olgun insan olacağımı bildiğim için...
duyulan eksiklikleri sevdim... her şeye sahip olmanın, insanı ne kadar mutsuz ettiğini bildiğim için...
sabahın erken saatlerinde çalan çalar saatimin sesini sevdim... bana bugün de yaşama olanağı verildiğini gördüğüm için...
buzlu yollarda yürümeyi sevdim...yaşamda da atılan yanlış bir adımın, insana ne denli acı vereceğini anımsattığı için...
uzaklıkları sevdim... özlemlerin duyguları pekiştirdiğini bildiğim için...
yaşamın renklerini sevdim... yaşanılan tüm duyguları tablolara döktüğü için...
bir şeylere inanmanın mutluluğunu sevdim...kendimi iyi duyumsadığımda, yanımda olacak insanların varlığını bildiğim için...
her ne olursa olsun bir şeyin bittiği için üzülmek yerine yaşandığı için sevinmeyi sevdim... üzüntülere liman olursak, mutluluğun başka yerlere demir atacağını bildiğim için...
sevmekten ve sevilmekten korkmayan insanları sevdim... sevme ve sevilmenin yapaylıktan değil, doğallıktan geldiğini bildikleri için...
arkadaşlarımla geçirdiğim zamanları sevdim... içten bir sohbetin, tüm ağrılara iyi geldiğini bildiğim için...
ve sevdiklerimin ellerini tutmayı sevdim...avcumun içine bıraktığım yüreğime dokundukları için...


Tarih: 16:03, 14/2/2006 Kategori: hikaye
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

zaman dedikleri

MySpace

Çok zaman önceydi

O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parcasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düsünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı;
ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü. Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı...
Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı;
ama bugünü hiç yaşayamadı.
Ne yarın ne de dün!


Tarih: 15:56, 14/2/2006 Kategori: hikaye
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

BİRKAÇ SATIR...

MySpace

Her insan insanca yaşamak hakkına sahiptir. İnsanca yaşamak ise mutluluğu gerektirir. Şu koskoca dünyamızda aynı günde bir yandan ölüp gidenlere ağıtlar yakılırken bir yandan da yeni doğanlara sevinenler yok mudur?

Bu insanlar bir yakınını gözyaşları arasında kefenle sarmaya hazırlanırken, aynı anda fakat farklı bir mekanda yeni doğmuş bir bebeğin sevinciyle, küçük bebeği kundağa sarmaya hazırlananlardan habersiz yalnızca kendi duygu ve düşüncelerini yaşarlar.

Kocaman bir dünyada yaşıyoruz. Bu koca dünya içinde her birey kendi dünyasını kurup yaşıyor. Herkes kendince bir savaşın içerisinde. Kimi kariyer peşinde daha fazla para kazanmak için savaşırken, kimileri bir parça ekmek bulmak için çırpınmakta.

Herkes kendi payına mutluluğunun adını koymuş. Kimi parayla mutlu olurken, kimileri de biten bir günün sonunda midelerine giren bir parça ekmeğe “mutluluk” adını vermiş. Ve bunca insan içinde kimileride yaşadığı olaylar ne olursa olsun mutsuzlukla cezalandırmışlar kendilerini. Umutsuz karanlığa gömülmüşler.

Öyle saçma öyle haksız bir karamsarlık ki bu, dünyanın bir ucunda açlıkla savaşan, insanca yaşama hakları tümüyle elinden alınmış olan insanlara aldırmadan, kaybettiği elmas taşlı yüzüğü için veya beğenip de satın alamadığı bir eşya için yada ne bileyim başaramadığı bir sınav için dünyaya küsüp oturmuş bir köşeye.

Ne üç öğün sıcacık önüne gelen yemeği yiyor, ne de sıcacık bir evde bulunmanın huzurunu duyabiliyor içinde. Açlıktan, soğuktan kırılan yüz binlerce insanı düşünmeksizin hayata küsüyor. Bu da biz insanların zaaflarından biri. Yani bencillik. Bu hepimiz için geçerli. Olaylara yalnızca kendi açımızdan bakıp öylece değerlendirmek.

Hepimiz ömrümüzün sınırlı olduğunun bilincindeyiz. Ama ne yazık ki bu kısa ömrümüzün olabildiğince mutlu geçmesi için formüller aramaktan çoğumuz aciziz. Yaşanan kötü olayın ardından kendimizi hemen mutsuzlukla cezalandırmayı biliyoruz da, neden farklı bir bakış açısı arayarak bizi mutluluğa götürecek bir diğer yol bulamıyoruz? Neden elimizdekilerle yetinmeyi bilmiyoruz?

Yaşanan olaylar ne olursa olsun, insan kendini mutlu edecek karanlıktan kurtulup aydınlığa erişebileceği bir pencere açabilmeli küçük dünyasına…

Mutlu kalın...

Tarih: 15:28, 14/2/2006 Kategori: hikaye
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->